2 Ekim 2014 Perşembe

ERKEKLER NEDEN ERKEN ÖLÜR.....?


Akşam annemle babam televizyon seyrediyorlardı. 


Annem, 'Geç oldu,' dedi, 'zaten yorgunum, ben yatıyorum.' 

Annem kalktı, mutfağa gitti. 

Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı kaldırdı. 

Sabaha hazır olsun diye çaydanlığı doldurdu, demliğe çay koydu. 

Şekerliğe baktı, dibinde az kalmış, üstüne ekledi. 

Kahvaltı için buzluktan ekmek çıkardı, akşam yemeği için çözülsün diye de eti aşağıya koydu. 

Kahvaltı masasını hazırlamak için masanın üstündekileri topladı. 

Telefonu şarja koydu, telefon defterini kapatıp yerine koydu. 

Sonra çamaşır makinesinden ıslak çamaşırları çıkarıp astı ve makineyi tekrar doldurdu. 

Banyodaki çöp sepetini boşalttı. 

Islak bir havluyu kurusun diye duş perdesinin borusuna astı. 

Bir gömlek ütüledi, kopuk düğmesini dikti.Çiçekleri suladı. 

Esneyerek gerindi ve yatak odasının yolunu tuttu. 

Çalışma masasının yanından geçerken durdu, öğretmene tezkere yazdı, okul gezisi için para sayıp ayırdı, eğildi, sandalyenin altına girmiş ders kitabını aldı, masanın üstüne koydu. 

Kek tarifleri defterini çıkardı,arkadaşına söz verdiği tarifi bir kağıda yazdı, çantasına koydu. 

Bakkaldan alınacakları not etti, notu da çantasına koydu. 

Sonra gitti, 3'ü 1 arada temizleme losyonuyla yüzünü yıkadı,dişlerini fırçaladı. 

Gece kremini ve kırışık önleyici nemlendiricisini sürdü. 

Tırnaklarına baktı, törpüledi. 

İçeriden 'sen yatmaya gitmemiş mıydın' diye seslenen babama 'şimdi gidiyorum' deyip köpeğin su kabını doldurdu.

Kapıları pencereleri kontrol etti, holdeki lambayı yaktı. 

Kardeşimin odasına gitti, oğlan uyumuş diyerek, lambasını söndürdü, bilgisayarını kapattı, gömleğini astı, yerdeki kirli çorapları toplayıp sepete attı. 

Bana geldi, 'haydi yat artık, biraz da yarın çalışırsın,' dedi. 

Kendi odasına gitti, saati kurdu, ertesi gün giyeceklerini hazırladı. 

6 maddelik acil işler listesine 3 madde daha ekledi. 

Kendi kendine iyi geceler diledi, hayallerinin gerçekleştiğini gözünün önüne getirdi. 

İşte o sırada babam televizyonu kapattı, ortaya öylece bir 'ben yatıyorum' dedi ve gitti yattı. 

Sizce bu işte bir gariplik yok mu? 

Kadınların neden daha uzun yaşadığını merak etmiyor musunuz? 

ÇÜNKÜ BİZİM YAPIMIZ UZUN ÇEKİŞLİ 

(ve işimizi bitirmeden öyle çabuk çabuk ölemeyiz)! 

Şimdi bu yazıyı tanıdığınız olağanüstü kadınlara gönderin - emin olun, hepsi bayılacaktır. 

SONRA DA ARTIK YATIN !

8 Eylül 2014 Pazartesi

8 Eylül Dünya Okuma Yazma Günü Kutlu Olsun


Dünyada hala 1 milyara yakın insanın okuma yazma bilmediğini biliyor muydunuz?
UNESCO bireylerin temel eğitim hakkından yararlanmalarına vurgu yapmak üzere her yıl 8 Eylül tarihini Dünya Okuma-Yazma Günü olarak ilan etmiştir. Her yıl 8 Eylül’de okuma yazma bilmenin birçok ülkede hala bir ayrıcalık olduğunu hatırlıyor. Açev’in 8 Eylül Okuma Yazma Günü’yle ilgili mesajı ise şöyle:


“Bugün 08 Eylül Dünya Okuma Yazma Günü! Eğer bu yazıyı okuyabilecek eğitimi aldıysanız çok şanslısınız! Üstelik bunların 4/5 i kadın! 1995 yılından bu yana kadınlarımızı güçlendirmek için Kadın Destek ve Okuma Yazma Eğitimleri uyguluyoruz. Bu eğitimlerimizle ilgili detaylı bilgi alabilmek için AÇEV sitesini ziyaret edebilirsiniz. “



http://www.acev.org/


Güne Renk Kat: ÇEKİLİŞ; Benimle Güne Renk Kat & Avon Ürünleriyle ...

Güne Renk Kat: ÇEKİLİŞ; Benimle Güne Renk Kat & Avon Ürünleriyle ...: Herkese Merhaba. İlk çekilişim,ilk heyecanım bu benim. Hiç uzatmadan ürünlere geçelim :) *  Avon Makyaj Sabitleyici.  Bende sever...

7 Mart 2014 Cuma

Öfkelenince Neden Bağırırız?


Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde 

bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile 

bağırırlar?” diye sormuş.


Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz 


insan 

yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses 

tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş.


Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, 

kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini 

duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan 

mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”


“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar,

 çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan

 birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar 

çünkü kalpleri 

birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, 

sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın 

yakınlığı böyle bir şeydir.”


Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman 


kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden 

uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize 

yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz..

27 Şubat 2014 Perşembe