25 Mart 2010 Perşembe
8 Mart 2010 Pazartesi
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun
1857 yılında New York’lu dokuma işçisi kadınların daha insanca bir yaşam isteyerek, eşitsizliklere ve ayrımcılığa karşı sürdürdüğü mücadele ile başlayan süreçte 8 Mart, tüm dünya kadınlarının, kutladığı uluslararası bir güne dönüştü.
7 Mart 2010 Pazar
Ekşili Nohutlu Bamya
4 kişilik
Gerekli malzeme:
1 su bardağı nohut
1 kg bamya
yarım kg kuşbaşı koyun eti
1 limon
1 baş sarımsak
1 çorba kaşığı salça
2 kahve fincanı sıvı yağ
1 su bardaği su
2 baş soğan
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
Hazırlanış:
Nohudu akşamdan 2 tatlı kaşığı tuzlu suda ıslatın.düdüklü tencerede 40 dak.haşlayıp süzün.Bamyaların sap kısımlarını yuvarlak kesip temizleyin.eti 1 su bardağı suda 20dak.haşlayın.haşlanmış etleri kevğirle çıkarıp et suyunu ayırın.bir tencerede sıvı yağ,doğranmış soğan ve rendelenmiş sarımsağı kavurun.soğanlar pembeleşince haşlanmış et ve salçayı ilave edip 5-10 dak.daha kavurun.bamyayı yıkayıp tuz,karabiber ve nohutla birlikte tencereye ekleyin.ayırdığımız et suyunu da ilave edip.20 dak.orta ateşte pişirin.tencereyi ateşten indirmeye yakın 1 limonun suyunu sıkıp 1-2 dak.kaynatın ve sıcak olarak servis yapın.
Afiyet Olsun.
Gerekli malzeme:
1 su bardağı nohut
1 kg bamya
yarım kg kuşbaşı koyun eti
1 limon
1 baş sarımsak
1 çorba kaşığı salça
2 kahve fincanı sıvı yağ
1 su bardaği su
2 baş soğan
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
Hazırlanış:
Nohudu akşamdan 2 tatlı kaşığı tuzlu suda ıslatın.düdüklü tencerede 40 dak.haşlayıp süzün.Bamyaların sap kısımlarını yuvarlak kesip temizleyin.eti 1 su bardağı suda 20dak.haşlayın.haşlanmış etleri kevğirle çıkarıp et suyunu ayırın.bir tencerede sıvı yağ,doğranmış soğan ve rendelenmiş sarımsağı kavurun.soğanlar pembeleşince haşlanmış et ve salçayı ilave edip 5-10 dak.daha kavurun.bamyayı yıkayıp tuz,karabiber ve nohutla birlikte tencereye ekleyin.ayırdığımız et suyunu da ilave edip.20 dak.orta ateşte pişirin.tencereyi ateşten indirmeye yakın 1 limonun suyunu sıkıp 1-2 dak.kaynatın ve sıcak olarak servis yapın.
Afiyet Olsun.
Patlıcan Orta
6 Kişilik
Gerekli malzeme
1kg patlıcan
1 kg kuzu kol kuşbaşı
2 soğan
250 gr sivribiber
100 gr sıvıyağ
250 gr domates
tuz,kırmızı biber
Hazırlama :
Patlıcanları alaca soyun.ortadan ikiye kesip her bir parçayı üçe bölün.tuzlu suda bekletin.
eti düüklü tencerede 15 dak.pişirin
soğan ve biberi küçük küçük doğrayıp sıvı yağda kavurun.doğranmış domatesleri ilave edin.hazırladığımız malzemeyi 5 dak.kaynatın.tuz ve kırmızıbiber serpin.
patlıcanları sudan çıkarıp sıkın ve etin üzerine bastırıp pişirin.sıcak olarak servis yapın
AFİYET OLSUN.
Gerekli malzeme
1kg patlıcan
1 kg kuzu kol kuşbaşı
2 soğan
250 gr sivribiber
100 gr sıvıyağ
250 gr domates
tuz,kırmızı biber
Hazırlama :
Patlıcanları alaca soyun.ortadan ikiye kesip her bir parçayı üçe bölün.tuzlu suda bekletin.
eti düüklü tencerede 15 dak.pişirin
soğan ve biberi küçük küçük doğrayıp sıvı yağda kavurun.doğranmış domatesleri ilave edin.hazırladığımız malzemeyi 5 dak.kaynatın.tuz ve kırmızıbiber serpin.
patlıcanları sudan çıkarıp sıkın ve etin üzerine bastırıp pişirin.sıcak olarak servis yapın
AFİYET OLSUN.
25 Şubat 2010 Perşembe
Tüm İslam Aleminin Kandili Mübarek Olsun

Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili
Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.
Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.
O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.
İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.
Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?
Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.
O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)
Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.
Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.
Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.
Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.
Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,
"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.
Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.
"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)
Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..
Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."
Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)
Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:
"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."
Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:
"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin"
Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.
Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.
Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)
Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.
Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.
Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.
Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.
Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.
Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)
İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.
Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.
24 Şubat 2010 Çarşamba
Su Kabağı

Su kabağı; kabakgillerden olup sarmaşık türünde yetişen bir bitkidir.Latince adı Lagenaria Vulgaris'tir. Form olarak sayısız şekilde olan su kabağı kurutulduktan sonra tarih boyunca çeşitli alanlarda kullanılmıştır. İçi çakıl ve tuzlu su ile temizlendiği zaman içme suyunun depolanması için kullanılmış ve hatta sıcak yaz günlerinde suyu soğuk tutma özelliğinden dolayı bir termos vazifesi görmüştür. Sıcak suyu bir yerden bir yere aktarmakta kullanılmış ve halk dilinde ''Kevki'' olarak adlandırılmıştır. Ayrıca eski mutfakların vazgeçilmez gerecidir. Yağ,un gibi malzemeleri saklamak için kullanılmış, evlerde şekerlik, kolonyalık ve çiçek saksıları olarak yerini almıştır.
Su Kabağı ve el emeği, göz nuru
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
